Thursday, February 7, 2013

İnanmazsan Satamazsın




Bu yazımı daha çok meslek hayatına yeni başlayanlar ve kendi işini kurma aşamasında olanlara hitap ederek yazıyorum.

Öncelikle amaç, hedef ve istek ne olursa olsun şunu iyi bilin ki; inanmazsanız yapamazsınız, inanmazsanız satamazsınız, inanmazsanız başaramazsınız. Büyük hedefler büyük hayatlar demektir. Hedefleri yakalayabilmek için sadece hayal etmek yetmez. Herşey hayalleri hayata geçirmekle yani ''ACTION'' yaparak başlar.

Bunun içinde girişimcilik en önemli unsurların başında gelir. Meraklı ve araştırmacı olmalısınız. Mücadeleci olmalı ve savaşmalısınız. Mesela bir görüşme öncesi görüşme esnasında beklemediğiniz sorularla yada durumlarla yüz yüze kalmama adına görüşmeye gitmeden önce dersinize iyi çalışmalısınız.

Her nerde olursanız olun bir cemiyette, bir protokolde yada resmi bir davette etkin iletişim kurma beceriniz varsa ön plana çıkabilirsiniz. Çünkü her ne kadar topluluğun içinde eserlerinizle ön planda olsanızda aynı zamanda iletişim gücünüzün kalitesi kadarda insanların bilinç altında yer ediniceğinizi unutmayın. Sesinizi ne kadar etkin ve doğru iletişimle duyurursanız hafızalara o derece kazınmış olursunuz. Zaten eserlerinizi satamadığınız müddetçe onlar sadece sizin eseriniz olarak kalıcaktır.

Hedeflerinize çok para kazanma amaçlı olarak konsantre olmayın çünkü bu sizi strese sokabilir. Bu yüzden de başarısız olma riskiniz artabilir. Amacınız sadece ve sadece başarmak olsun. Unutmayın huzur para da değil başarıdadır. Başarılı oldukça kendinize olan güveniniz artar ve mutluluğunuzda bir o kadar çoğalır. Zaten başardıkça refah seviyeniz artıcaktır.

Son olarak şunu belirtmek isterim. Başarmak imkansız değil sadece sizin elinizde olan birşeydir.

Cihan ANDİÇ

Wednesday, January 16, 2013

Hep Daha Fazlasını İste



Linkedin'de bulunan ICT Business Network grup üyelerinin de davetli olduğu 15 Ocak 2013 tarihli Maslak Sun Plaza'da gerçekleşen  ‘’ 2013 Yılını En İyi Yılınız Yapın ’’ temalı seminere konuşmacı olarak davet edilen Inspirational Speaker and Transformational Coach Ralph WATSON kendisini dinlemeye gelen grup üyelerine NLP, kişisel gelişim, başarılı olabilmenin sırları, hayata bakış açısı ve vizyon gibi konulara değinerek alanında çok değerli bir uzman olarak iş tecrübelerini ve düşüncelerini farklı bakış açılarından bakabilmeyi amaçlayan başarılı sunumuyla seminer katılımcıları ile paylaştı.

Semineri izleyen davetlilerden birisi olaraktan diyebilirim ki son zamanlarda izlediğim en etkili seminerlerden birtanesiydi. Semineri izlemeye gelen grup üyelerininde kendileri adına seminerin çok verimli geçtiğine inanıyorum.

'' Seminer esnasında sevgili Watson cebinden 50 TL çıkartarak kendisini dinleyenlere parayı isteyen varsa verebilirim dedi. Bende kendisine biraz daha pazarlık yapmak istediğimi belirttim. 100 TL verirseniz bu parayı kabul edebileceğimi söyledim. Kendiside bana 110 TL verirsen sana 100 TL verebilirim dedi. Bende kendisine 110 TL'ye 220 TL veren birisi çıkarsa Sn. Watson'a 100 TL verebileceğimi söyleyerekten latife yaptım. ''

Yine seminer esnasında Sn.Watson kendisini izleyenlere 5 dakikalık bir süre vererek misafirlerden ayağa kalmalarını, misafirlerin birbirleriyle tanışıp kaynaşmasını ve herkesin salon içinden bir kişiyi seçerek konuşup karşışıklı olarak tanışmasını karşı tarafa kendisini tanıtmasını istedi. Watson bu uygulamayı yaparak misafirlerin girişimci bir ruha sahip olması adına misafirleri girişimci olmaya teşvik etti.

Ayrıca Sn. Watson'dan önce söz alan Sn. Hakan BİROL'u yapmış olduğu NLP temalı sunumu ile dinleme imkanına sahip olduk. Kendisininde sunumu gerçekten çok başarılıydı.

Semineri izleme fırsatına sahip olmak benim adıma önemli ve bir o kadarda güzel bir tecrübeydi. Bu bağlamda seminerle alakalı duyduğum memnuniyeti siz sevgili okurlarla da paylaşmak istedim.

Bu seminerin düzenlenmesinde büyük role sahip olan TANER ÖZDEŞ AKADEMİ'nin kurucusu Infonet Bilgi Teknolojileri şirketinin Genel Müdürü Sn. Taner ÖZDEŞ'e ayrıca teşekkür ederim.

Yine sevgili Zafer DÜZTEPE'ye beni bu seminere davet ettiği için çok teşekkür ederim.

Bu seminerden öğrenmiş olduğum esaslar başarılı olabilmek için mücadele etmek, arayış içerisinde olmak, aksiyon yapmak ve düşünceleri hayallerde bırakmadan realize etme girişiminde bulunmaktı.

Kendime çok değer veriyorum. Bu çerçevede zamanımı bana faydası olacak işlere harcamaya özen gösteriyorum. Çünkü ben daha fazlasını istiyorum.

Unutmayın ne kadar isterseniz o kadarını alırsınız.

Saygılarımla,

Cihan ANDİÇ

Tuesday, January 8, 2013

Yetenekli Kimdir Yetenek Sizsiniz Türkiye


     Atalay Demirci doğaçlama yeteneği ile espiriler yaparak Star TV'de Acun Ilıcalı, Hülya Avşar ve Sergen Yalçın'dan oluşan jüri üyelerinin sunduğu Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışmasında tüm Türkiye'yi ekranlara kitleyen adam. İzleyenleri gülmekten kırdı geçirdi.

     Öyleki yapılan araştırmalara göre 14 reyting almış. Milyonlarca dolarlık dizilerin ulaşamadığı bir reyting derecesi yakalayan komedyen 13 yıldır kazancını Stand up yaparak sağlıyor. Üstelik bugüne kadar 300'e yakın ilçede ve toplam 25 ülkede gösteriler yapmış. Medya birkez daha misyonunu yerine getirirken bir yeneteği daha tüm ülkeye tanıtmış oldu. Şüphesiz ki medyanın gücü tartışılmaz fakat sevgili komedyende izleyenlere kendisini kabullendirme konusunda bir o kadar başarılıydı. İşte başarının kesinlikle şanstan ibaret olmadığı gerçeğini birkez daha yaşamış durumdayız.

     Henüz facebook'ta 121.566 kişi tarafından beğenilen takip edilen komedyen Cem Yılmaz'la kıyaslanmaya başlandı bile. Peki sizce Cem Yılmaz mı Atalay Demirci mi ? Bence Cem Yılmaz. Neden diye sorarsanız şöyle açıklayayım. Cem Yılmaz facebook hayran kitlesi bugün itibariyle 3.963.081 kişiye ulaşmış. İki komedyenin hayran sayısını topladığımız zaman rakamlar 4.084.647 kişiye ulaşıyor. Bu çerçeveden bakıldığında Atalay Demirci'nin hayran yüzdesi %3 iken Cem Yılmaz'ın hayran kitlesi yüzdesel olarak %97'ye tekabül ediyor. Tabi bu sadece sosyal medya farkıyla yapılmış bir kıyaslama. Birde konunun marka değeri kısmı var. Bu konudada diyebiliriz ki Atalay Demirci'nin Cem Yılmaz'ı geçmesi için tabiri cahizse kırk fırın ekmek yemesi lazım. Tabi bu bir süreç ve bu süreci en iyi yönetmesi gereken kişide Atalay Demirci'nin kendisidir. Eğer süreci doğru yönetirse bir kaç yıl içerisinde sektörde sürekli ismi geçen bir marka olmayı başarabilir.

     Ben şu süreçte Cem Yılmaz'ı Coca-Cola'ya benzetirken Atalay Demirci'yi Cola Turca'nın reklam tanıtımının ilk yapıldığı sürece benzetiyorum. Bu yorumumun mealini özellikle marka yönetimi, satış ve pazarlama alanlarında çalışan meslektaşlarım çok iyi anlamışlardır.

     Sonuç olarak her ne kadar yetenek sahibi olursak olalım bu yeteneğimizi satamadığımız müddetçe karşımızdakine kabul ettiremediğimiz müddetçe onu hayata geçirmemiş oluruz. Yeteneğimizi hayata geçirmeden yaşamaya devam ediyorsak ta bu kendimizi kandırdığımız anlamına gelir. Çünkü hayata geçirilmemiş olan hiçbir yetenek yetenek olarak değerlendirilemez çünkü ispatı olmamıştır.

İşte bütün mesele burda satmak yada satamamak. Yetenekli insan yeteneğini satabilen insandır.


Atalay Demirci'yi şahsım adına tebrik eder başarılarının devamını dilerim.

Cihan ANDİÇ


 

 







Monday, December 24, 2012

Eğitim ve Kişisel Gelişim



LÜTFEN OKUYUN , ARKADAŞLAR !

"Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara'da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya! taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü varmı diye aranmaya başladı.
 

"Üstü kalsın kardeşim" dedim.
Döndü bana doğru
"Vaktin varmı ağabey?" dedi.
"Evet" dedim (tek ayağım hala dışarda)
Dörtlülere bastı,trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 Krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.
 

"Birader" dedim, "9.75 değil, 10.50 yazssa istermiydin 50 krş.benden?"
-Ne alacağım ağabey 50 krş.u
-Peki niye gittin 25 krş.için o kadar uğraştın, üstü kalsın demiştim.
Döndü bana, attı kolunu arkaya :
-Vaktin varmı ağabey
-Var
-Çek kapıyı o zaman
 

Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız.
5 dk.konuştuk. İngiltere'de profösüründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini, ingiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler.
Ağabey biz Keçiören'de 5 kardeşiz. Babam rençberdi benim, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize "Durun kalkmayın" derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.
 

"Aha" dedim, "Bizim meslek", seminerci.
- Ne anlatırdı baban
- Hayattta nasıl başarılı olunur?
 

O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.
 

-Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp "Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın" diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı, "Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır" derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. 

Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık çünkü bize bahşiş verirdi.Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü, yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktı biliyor musunuz?
 

-Ne bıraktı?
-Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : "Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın..."falan filan. Ağabey aradan 15 yıl geçti, diğer 2 kardeş cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.
 

Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :
 

"Asıl mirası bizim baba bırakmış."
Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri,taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah'a şükür.
Çok duygulandım, veda ettim, tam ineceğim:
 

-Dur ağabey,asıl bomba şimdi.
-Nedir bomban?
-Nerede oturuyoruz biliyormusun? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.
 

Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.

- Ahmet Şerif İzgören

Thursday, November 1, 2012

Yanlış Yapmadan Öğrenilmez


    Bir işi yanlış yapıyorda farkında değilseniz o sizin yanlışı tüm doğallığınızla mahsumca gerçekleştirdiğinizi ortaya koyar. Mahsumca yapılan yanlışlar birer hayat tecrübesidir. Hayatı anlamlandıran eylemlerden birisidir.

     Evet bazen doğruyu ararken farkında olmadan yanlışlar yapıyoruz. Mesela bu durumu araba kullanmasını öğrenmeye başlayan bir sürücünün devirsiz araç kullanmasına benzeterek örneklendirebiliriz. Ama karlı havada yaz lastikleriyle yola çıkmak olası risklere kazalara davetiye çıkarmak demektir. Bunun adı yanlış değildir. Bu düpedüz kontrolsüz risk almaktır. Yani işi şansa bırakarak yapılan eylemler doğruyu bulma amaçlı yapılan bir yanlış değildir.

     Örneğin yabancı bir dili öğrenmeye yeni başlamış iseniz ilk zamanlar doğru yapmayı beklemeyin, yanlış yaparak öğrenin.  Öğrenmek istediğiniz dili ilk anda kelimelere dökmek icin zamana ihtiyacınız var. Unutmayın ki zaten bilmediğiniz için ordasınız. Anlatmak istediğinizin ana fikrini karşınızdakine iletmeniz yeterli, cümlelerinizde kompozisyon kurmanıza gerek yok. İlk zamanlar kısa ve net cümlelerle yola devam edin. Hata yapmaktan çekinmeyin, hatalarınız ileri günlerde referansınız olsun. Hatalarınız azaldıkca bu konuda öğrenmeye daha motive olacağınızı göreceksiniz. 

     Yanlış yapmaktan korkan insan hiçbir iş yapamaz. Öyleyse yanlış yapmaktan korkmayın.

Cihan ANDİÇ

Sunday, September 23, 2012

Sevilen İnsanların Sosyal ve Psikolojik Özellikleri






Her ortamda kendi kusurlarını zamanla daha eleştirilmeden de görebilir ve düzeltebilir,Bilgileri çok olsa bile çok önemli olmadığını düşünür ve bilgiçlik taslamaz, bilgi ve makamı yükseldikçe alçak gönüllüğü de artar ;

· Zekâ ve bilgisini saat gibi lüzumu olunca kullanır,
· Şahsi çıkarlar peşinde değil, bilakis büyük meselelerin çözümünü düşünür,
· Yaşları küçük olsa da bilgi ve anlayışları çok büyüktür,
· Her şeyin konuşularak diyalogla çözüleceğine inanır,
· Sosyalleşmiş kişiliği ve bilgisi ile dikkat çeker,
· İyi niyeti ile çevresini daima güçlendirir ve rahat ettirir,
· Her hareketinde bir incelik ve güzellik vardır,
· Hem kendini hem başkasını doğru olarak algılar,
· Yalnız kusurları değil başarılı yönleri de görebilir.
· Toparlayıcı, koruyucu ve paylaşımcıdır,
· Her şeyin iyi yönünü görür ve olayları büyütmez,
· İnsani ilişkilerle çalışmayı birleştirerek değerlendirir.
· Çevresinin ufkunu açar, başarılı insanı kutlar,
· Özellikle her türlü sosyal faaliyette bulunur,
· Sorun giderme ve diyalog kurmada en önlerde yer alır.
· Hayat tecrübelerini iyi kullanır ve ilgi kazanır,
· Sempatik, başarılı, cömert ve fedakârdır,
· İşi daima kolaylaştırır ve zorluk çıkarmaz,
· Küçük hesaplarla uğraşmaz,
· Bahaneci ve suiistimalci değildir,
· Az da olsa nükteci ve hazır cevaptır,
· Yemekteki tuz gibi çevresini adeta tatlandırır yani mutlu eder,
· Hoş görülü ve tutarlıdır,
· Kendini çok iyi denetler ve hiçbir adî işe yaklaşmaz,
· Sabırsızlığı bir başka kumar olarak gördüklerinden devamlı istikrarlı ve soğukkanlıdırlar, ani çıkışları olmaz,
· Sözleri ciddi, davranışları ise pratiktir,
· Kimsenin elindekine göz dikmez ama onların acılarına ortak olur,
· İnsanların çilelerine katlanır, tanımadığı insanların bile mutluluğuna sevinir,
· Kimseyi kötüleme, suçlamaya kalkmaz ve yakınma gibi hareketlere yeltenmez,
· Yapabileceği ve yaptırabileceği sözleri söyler, söylediğini de yapar, hem de yaptırır
· En üzüntülü anında bile dostlarının ıstırabını duyar ve paylaşır,
· Gittiği her yerde yük olmaz, az konuşur, çabuk kalkar ve usandırmaz,
· Eleştirildiği zaman kızmaz, bunu bir yol gösterme olarak kabul eder,
· Hiçbir karanlık işte yer almaz,
· Düşmanına bile acılı gününde yardımcı olur, varsa intibalarını değiştirir,
· Birbirlerinin eksiklikleri ile uğraşma yerine onları telafi etmeye çalışır,
· Daima gönül almayı ihmal etmez,
· Tatlı dilli ve güler yüzlüdür,
· Emir vermektense rica etmeyi tercih eder,
· Kimseyi zarara veya zor duruma düşürmez,
· Muhtaçlara desteğini sürdürür, yardımcı olamasa da güler yüz gösterir,
· Dostluğa çok önem verir ve hediyeleşir,
· Konuşmada daima karşıdakine öncelik verir,
· Karşıdakinin kusurlarını değil de iyi yönlerini ifade eder,
· Karşıdakini değersiz duruma düşürmez,
· Hizmeti sever ama kendine hizmet edilince sevinçle mahcubiyeti birlikte yaşar,
· Aranan, sorulan ve kendisi için bir şeyler yapılabilen kişidir,
· Bir kötüden bir kötülük görse bir merkebin çifte atmasına benzetir ve karşılık vermez,
· Düşmanlığı iyilik ve tevazu ile yener,
· Tüm ömrünü hayırlı işlere adar, yaşlanmışsa bir gün Rabbine ulaşmak istediğini ifade edebilir.

Sonuç olarak sevilen bu insanlar daima;
· Sözün en güzelini konuşurlar,
· Allah rızasını kazanmak için başkaları için de koşuştururlar,
· Bilgi, tecrübe ve bazen de çilelerin pişirdiği insanlardır,
· Bu nedenle dünyada Allah' tan başka kimseye minnet etmezler,
· İnsanlar tarafından yakın hissedilen ve çevresine enerji dağıtan insanlardır.

Thursday, September 6, 2012

Kırılma Noktasında Bizi Bekleyen Gerçekler





     Hayat bazen mecburi bir şekilde sizi zorluklarla başbaşa bırakır. Büyük bir kaya parçasına çarptığında batmaya yüz tutan o görkemli gemilerinizde, çatırdamaya başlayan güvertenin üzerinde bulunan bir adam olduğunuzda, şayet o güne kadar hayatı toz pembe yaşamış, sorunlarınızı hep başkaları gidermiş ve geçiminizi hep başkaları sağlamış, bir işe yaramak için mücadele etmemiş, eksiklerinizi hep başkaları kapatmış, zorluklardan hep kaçmışsanız cesaretli ve soğuk kanlı olamazsınız. Sakin davranamazsınız. Panikleme duygusuyla teslim olursunuz çaresizliğe.

     Bu süreç o güne kadar önemsemediğiniz birçok gerçekle yüzleşme sürecidir. Bu süreç o güne kadar zor diye rafa kaldırdığınız ve ertelediğiniz bütün zorluklarla tek başınıza savaşma sürecidir. Böyle durumlarda yoksa bir can simidiniz ve yüzmeyi bilmiyorsanız o girdabın içine karışıp boğulmaktan kurtulamazsınız. İnsanlar kendi canlarını kurtarma derdine düşmüşken kimse sizi kurtarmak için çaba sarfetmiyecektir. Denizin o mavi sularında boğuşmaya başladığınız an hayatın ne kadar zor kazanıldığını anlarsınız işte. Karaya yüzene kadar kollarınız yorulur. Daha sonrada hamlık ağrıları başlar ve omuzlarınızda koca bir yük hissedersiniz.

     Ama kolonlarınız bir gökdeleni şiddetli bir depremde ayakta tutacak kadar güçlüyse işte o zaman bütün zorluklara katlanabilir birisiniz demektir.

     O yüzden etrafınızdaki size gülücük saçan sahte meleklerin samimiyetine çok fazla güvenmeyin, sırtınızı başkalarına dayamaktansa dim dik ayakta tek başınıza sağlam bir şekilde durmak için çaba sarfedin kendinize sürekli olarak yatırım yapın. Hazıra konmak için beklemeyin. Bugünün işini yarına bırakmayın. Bilgilerinizi tazeleyin. Sen bu işi yapamazsın, beceremezsin veya başaramazsın diyenlere inat deneyin, uğraşın mücadele edin. Hırslı olun ve azimli olun.

     Unutmayın insanın en büyük sermayesi aklıdır.   

Cihan ANDİÇ

Friday, August 24, 2012

Bazı İnsanlar Farklıdır



FATİH SULTAN MEHMET

Ulemaya daima saygı gösterir ve ilmin üstünlüğüne inanırdı.


Venedikli Zorzi Dolfin’e göre az gülen, zeki, çalışkan, cömert, amacına ulaşmakta inatçı, her gün mutlaka kitap okuyan, Roma tarihini, Papaların hayatını, Heredot’un tarihini ve daha pek çok tarih kitabını okutup dinleyen, araştırmalar yapan eşsiz bir insandır.

Karl Marx: Bütün Avrupa tarihindeki en ünlü haham ailelerinden birinden gelen bir Alman Yahudi ailesinin üyesi olan Karl Marx, 1849 yılından itibaren ağır bir yoksulluk yaşadı. Sırtında büyük yara ve çıbanlar olan Marx, ''Kapital-Das Kapital''in büyük bölümünü de ayakta yazmak zorunda kaldı. Kapitalizmin tarihi yazan Marksizm'in babası, ''kapitalsiz'' bir bilgeydi.

Alfred Bernhard Nobel  ''Dinamit dünya sözleşmeleri için daha erken barış yolu açacaktır. Ordular tamamen yıkılıp son bulduğunda hiç kuşkusuz altın barışa uyacaklardır.'' (A.Nobel)İsveçli kimyager ve mühendis, dinamitin mucidi. Vasiyetiyle Nobel Ödülleri'ni başlatmıştır.
Edison çok fakir bir ailenin çocuğuydu. Okulunda başarısı yoktu. Bu okuldan atılmasına neden oldu. Sonra içini bir hırs bürüdü. Çöplüklerden buldugu dergilerden ve gazetelerle kendini geliştirdi. Ve sonunda en onemli bulusu olan Ampülü buldu. EDISON’un 100′un uzerinde onemli buluslari vardir.

Einstein, Okulu hiçbir zaman sevmeyen f'izikçi bilim dışındaki insanlara iletilmesi için habercilere Görelilik Kuramı'nı şöyle tanımlamıştır:

"Hoş bir kızla beraber parkta bir saat oturmak bir dakika gibi geçer,

ama sıcak bir sobanın üzerinde bir dakika oturmak bir saat gibi gelir." 

 
George Clooney 1982'de Los Angeles'ta bir otoyol çalışanı olarak bir yıl boyunca yakın bir arkadaşının evindeki dolapta yattı.


John Harvey Kellogg: Sürekli olarak ''sade yiyeceklerle yetinin'' sloganı üzerinde duran Kellogg, yulaf ezmesi ve patatese dayalı bir diyeti gençliğinden itibaren sürdürdü. Günde 3 kez bağırsakları açan basit yiyecekler geliştirmeye yönelen Kellogg, bu deneylerden granola ve zamanla dünyanın en popüler kahvaltı gevreğine dönüşecek olan Kellogg mısır gevreğini icat etti.

Sezen Aksu'nun İlk albümünü  sadece 50 kişi aldı. Okulunu bırakıp İzmir’den İstanbul’a gelen ve Unkapanı’nda şirket şirket dolaşan Aksu’nun yüzüne kapılar bir bir kapanmış. Uzun uğraşlardan ve reddedilmelerden sonra mucizenin adı Yeşil Giresunlu olmuş. 1975’e girerken piyasaya çıkan Haydi Şansım adlı 45’liği sadece 50 adet satan Aksu o günleri şu sözlerle anlatıyor: Moralim çok bozulmuştu. Çünkü o 50 adedi de sadece ben ve yakınlarım almıştık.

 Steve Jobs'un Korkunç bir ikna kabiliyeti vardır! Örneğin Pepsi firmasının başkanını Apple için çalışmaya ikna etmiştir!Jobs’un anlattığına göre, zamanında Pepsi Co. firmasının başkanlığını yapmakta olan John Sculley’i görevinden ayrılıp Apple CEO’su olarak çalışması için ikna ederken şöyle demiştir: “Bütün hayatını şekerli su satarak geçirmek mi istersin; yoksa (bize katılıp) dünyayı değiştirmek mi?”


Tuesday, August 14, 2012

Pragmatik Çözümler Kazandırıyor




     Hayatı bilinçsiz yaşadığımız müddetçe farklı farklı sorunlarla başbaşa kalıyoruz. Farkında olmadan önümüze engeller çıkarıyoruz. Daha sonrada dilimizden keşke kelimeleri eksik olmuyor. Bilinçsiz eylemler sonucunda hatalar bize kimi zaman ufak, kimi zaman ağır, kimi zaman ise telafisi olmayan bedeller ödetiyor.

     Örneğin bir iş adamının en fazla önem duyduğu konu zaman yönetimidir. Gün içerisinde karşılaşacağı beklenmedik veya kendisinden dolayı kaynaklanan problemler işlerinin aksamasına sebep olabilir. Bunları bilinçli bir şekilde öngörmek gerekir. Mesela her çalışanın bir sonraki gün için hatırlaması, yerine getirmesi ve ilgilenmesi gereken işler, görevler, sorumluluklar vardır. Eğer çalışma masanızda bir not defteriniz veya ajandanız yoksa bu sizin kısa ve uzun vadede sistemsiz hareket ettiğinizi gösterir. Bu şekildede yaptığınız işlerde verimli olamazsınız ve sorunlara çözüm üretemiycek durumlarla karşılaşabilirsiniz.

    Halbuki problemlere somut ve pragmatik çözümler üretebilen insanların hayatta diğer insanlara kıyasla daha başarılı olduklarını gözlemliyoruz. Başarılı olmak için konuları rasyonel düşünmek ve pragmatik yaklaşmak gerekir.

    Pragmatik çözümler nasıl kazandırıyor işte size verebileceğim basit örnekler ;

  • Trafiğin çok yoğun olduğu bir iş günü içerisinde katılmanız gereken önemli bir iş toplantısına gitmek için yola biraz daha erken çıkarsanız, toplantıya geç kalmamış ve zamanında katılmış olursunuz.
  • Günü birlik yada birkaç günlük yapıcağınız bir yurt dışı gezisi öncesinde gidiceğiniz yerin hava durumunu öğrenirseniz yanınızda hangi elbiseleri götürmeniz gerektiğini bilirsiniz ve işi şansa bırakmamış olursunuz. 
  • Sizinle çalışma talebinde bulunan X bir firmanın S.W.O.T. analizini yaptırdığınız taktirde talebi daha sağlıklı bir şekilde değerlendirmeye almış olur ve finansal riskleri azaltmış olursunuz.
  • Yatırım yapmayı düşündüğünüz bir sektöre pazar araştırma şirketleri ile ortak çalışırsanız, doğru paremetriler üzerinden yol almış olursunuz. 
  • Kriz dönemlerinde inovasyon yap, inovasyona odaklan.
    Mümin Sekman ve diğerlerinden pragmatik öğütler ;
  •  Yeterli zamanım yok deme. 
  •  Albert Eisntein’in da günleri 24 saatti.
  • Dikkatini, işini büyütmeye değil, daha iyi yapmaya ver.
  • Atak ve cesur ol. Birgün geriye dönüp baktığında yaptıklarından çok, yapmadıkların için pişmanlık duyacaksın.
  • Fırsat ara güven arama, limandaki bir tekne güvendedir ama bir süre sonra altı çürümeye başlar.
  • Keşke sözcüğü yerine “Bir dahaki sefere” demeyi dene.
  • Hemfikir olmadığın şeyi kavga etmeden söylemeyi öğren.
  • Başarılı bir evliliğin altında iki şeyin yattığını unutma : Doğru insanı bulmak ve doğru insan olmak.
  • Çocuklarla oyun oynadığında bırak onlar kazansın.
  • Gülleri koklamaya zaman ayır.
  • Yaşlan ama paslanma. 
  • Çok çalışarak elde ettiğin bir şeyin tadını çıkartmaya da vakit ayır.
  • İlk izlenimlerine güvenme.
  • Kaybedecek bir şeyi kalmamış insanlardan kendini kolla.
  • Unutma ! Bir insanın en derin duygusal ihtiyacı takdir edildiğini hissetmesidir.

Cihan ANDİÇ
 

Sunday, August 12, 2012

Umudunu Kaybetme



Chris Gardner maddi olarak ayakta kalmakta zorlanan ama buna rağmen son derece iyi niyetli ve çalışkan bir aile babasıdır. Karısı, artık içinde bulundukları duruma dayanamayıp evi terkedince oğlu Christopher ile yalnız kalırlar.

Bu durumun yarattığı hayalkırıklığını ve zorlukları henüz atlatmamışken oturdukları evden de ev sahibi tarafından çıkartılırlar. Oğlu ile birlikte sokakta kalmasına ve tuvaletlerden düşkünler evine kadar çeşitli mekanlarda barınmaya çalışmasına rağmen Chris, oğlunun sevgisi ile ayakta kalmaya ve var gücü ile çalışmaya devam eder.

2006 yılı yapımı olan, büyük bir sevgi ve mücadele öyküsünün anlatıldığı "Umudunu Kaybetme" filmi izleyenlere gerçekten anlamlı mesajlar vermektedir.

Umarım sizide etkilemiştir.

Filmle ilgili yapılan izleyici yorumları ;

"Eğer bu filmi izlerseniz eğer hayatınız kötü ise küçük bir gelişme olacaktır ve bu daha kötü olmaktan iyidir eğer iyi iseniz hayatınızda büyük gelişmeler olacaktır ki bu sizi muhteşem yapacaktır.Unutmayın küçücük bir gülümseme bile bir umut kaynağı ve büyük bir değişiklik yaratır. Kesinlikle hayatınızda değişikliklere yol açabilir bu film…İzlemeyenler için büyük bir şans zaman kaybetmeden izlemelisiniz ."

"Dünyada kendi dalında yapılmış gerçek bir hayat hikayesi olan bir insanın ne zor şartlar altında neler yapabileceğini gösteren gerçekten muhteşem ve anlayabilene çok anlamlı bir filmdi."

" Hayatımın filmi. Kopuk yaşadığım her dönem izlerim ve ilaç gibi gelir. sanırsam bu film en iyisi.."