Çocuk yürümeye başladıktan sonra gösterdiği bütün davranışlar kendi insiyatifi doğrultusunda gerçekleşir. Onu bir noktaya çeken, iten yada sürükleyen ayakları değildir, aklından geçenleri uygulama içgüdüsür. Beyinden gelen komutlar vücut hareketlerimizi yönlendirir. Herşey etap etap gerçekleşmeye başlar. Süreçle konuşmaya başlarız, büyürüz ve gelişiriz. Sonrada her yetişkin insan gibi toplumun içine karışırız.
İnsanların gelişim dönemlerini şöyle sıralarsak ; bebeklik dönemi, çocukluk dönemi, ergenlik dönemi ,yetişkinlik dönemi ve yaşlılık dönemi. Bu dönemlerde insanın kişiliğine anlamlar katan vasıflar oluşur. Bu bağlamda kişinin yetişkinlik dönemine kadar nerede nasıl hangi şartlarda ne zaman neler yaptığı nelerle karşılaştığı hangi vasıfta insanlarla zaman geçirdiği karakterin gelişiminde çok önemli rol oynar.
Kişi eğer ki yetişkinlik dönemine kadar rasyonel bir şekilde yetiştirilmemişse topluma entegre olabilme ve toplumda kabul edilebilme sorunlarıyla karşı karşıya kalır. Bu sorun hayatın her alanında ortaya çıkar. Böyle insanların eylemlerini uygulamada bilinçsiz hatalar yapması kaçınılmazdır. Deneyim, kısmen, idrak edilmiş ve tekrarlamama gücü gösterilebilmiş hatalarla edinilmiş bir birikimdir. Hata ise, varlığın bir alandaki görgü ve deneyim eksikliği sonucunda yaptığı bir harekettir. Dolayısıyla varlık için yapılması olası hataların sayısı, varlığın sözkonusu alandaki görgü ve deneyiminin artmasına paralel olarak azalır. Bu, bir doğa yasası gereğidir. İnsan için, hata olasılığının sıfır olduğu, hatanın var olmadığı bir yaşam mevcut olsaydı, buna ruhsal tekamülü sağlaması bakımından, bir deneyim yaşamı denemezdi ve böyle tekdüze (monoton) bir yaşam insana tekamül olanağı sağlayamazdı.
Öyleyse Ağaç yaş iken eğilir.
Bu atasözü gerçekten çok anlamlıdır.
Mesela bazı insanlar vardır ki etrafındaki bilgeler kendisini uyguladığı metodun yanlış olduğu konusunda uyarır ama kişi bildiğini uygulamaktan yana karar kılar ve yanlışı yaşayarak görmek ister. Unutmayalım ki bazen hataların telafisi olmayabilir. Deneyimli tecrübeli insanların ögütlerine kulak vermek kişinin yararınadır.
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın, çocuk yaşlarda öğrendikleri bilgi ve davranışların, ilerde onlarda kalıcı etki yapacağını kesinlikle aklımızdan çıkarmamalıyız. Küçük çocuklar mutlaka küçük yaşta eğitilmelidirler. Bu yaşlarda işlenmeye, her türlü bilgiyle donatılmaya elverişlidirler.
Zaman geçip de büyüdükçe eğitilmeleri zorlaşır. Yaşlı insan kolay kolay eğitilmez. Onlar tıpkı kuru bir ağaç gibidirler. Eğilmezler, buna zorlanırlarsa kırılırlar. Bu sebeple onlara yeni bir davranış kazandırmak imkânsız gibidir.
Cihan ANDİÇ
İnsanların gelişim dönemlerini şöyle sıralarsak ; bebeklik dönemi, çocukluk dönemi, ergenlik dönemi ,yetişkinlik dönemi ve yaşlılık dönemi. Bu dönemlerde insanın kişiliğine anlamlar katan vasıflar oluşur. Bu bağlamda kişinin yetişkinlik dönemine kadar nerede nasıl hangi şartlarda ne zaman neler yaptığı nelerle karşılaştığı hangi vasıfta insanlarla zaman geçirdiği karakterin gelişiminde çok önemli rol oynar.
Kişi eğer ki yetişkinlik dönemine kadar rasyonel bir şekilde yetiştirilmemişse topluma entegre olabilme ve toplumda kabul edilebilme sorunlarıyla karşı karşıya kalır. Bu sorun hayatın her alanında ortaya çıkar. Böyle insanların eylemlerini uygulamada bilinçsiz hatalar yapması kaçınılmazdır. Deneyim, kısmen, idrak edilmiş ve tekrarlamama gücü gösterilebilmiş hatalarla edinilmiş bir birikimdir. Hata ise, varlığın bir alandaki görgü ve deneyim eksikliği sonucunda yaptığı bir harekettir. Dolayısıyla varlık için yapılması olası hataların sayısı, varlığın sözkonusu alandaki görgü ve deneyiminin artmasına paralel olarak azalır. Bu, bir doğa yasası gereğidir. İnsan için, hata olasılığının sıfır olduğu, hatanın var olmadığı bir yaşam mevcut olsaydı, buna ruhsal tekamülü sağlaması bakımından, bir deneyim yaşamı denemezdi ve böyle tekdüze (monoton) bir yaşam insana tekamül olanağı sağlayamazdı.
Öyleyse Ağaç yaş iken eğilir.
Bu atasözü gerçekten çok anlamlıdır.
Mesela bazı insanlar vardır ki etrafındaki bilgeler kendisini uyguladığı metodun yanlış olduğu konusunda uyarır ama kişi bildiğini uygulamaktan yana karar kılar ve yanlışı yaşayarak görmek ister. Unutmayalım ki bazen hataların telafisi olmayabilir. Deneyimli tecrübeli insanların ögütlerine kulak vermek kişinin yararınadır.
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın, çocuk yaşlarda öğrendikleri bilgi ve davranışların, ilerde onlarda kalıcı etki yapacağını kesinlikle aklımızdan çıkarmamalıyız. Küçük çocuklar mutlaka küçük yaşta eğitilmelidirler. Bu yaşlarda işlenmeye, her türlü bilgiyle donatılmaya elverişlidirler.
Zaman geçip de büyüdükçe eğitilmeleri zorlaşır. Yaşlı insan kolay kolay eğitilmez. Onlar tıpkı kuru bir ağaç gibidirler. Eğilmezler, buna zorlanırlarsa kırılırlar. Bu sebeple onlara yeni bir davranış kazandırmak imkânsız gibidir.
Cihan ANDİÇ