Tuesday, April 24, 2012

Hatayı Zamanında Yap Sonra Çok Geç Olabilir

      Çocuk yürümeye başladıktan sonra gösterdiği bütün davranışlar kendi insiyatifi doğrultusunda gerçekleşir. Onu bir noktaya çeken, iten yada sürükleyen ayakları değildir, aklından geçenleri uygulama içgüdüsür. Beyinden gelen komutlar vücut hareketlerimizi yönlendirir. Herşey etap etap gerçekleşmeye başlar. Süreçle konuşmaya başlarız, büyürüz ve gelişiriz. Sonrada her yetişkin insan gibi toplumun içine karışırız.  

      İnsanların gelişim dönemlerini şöyle sıralarsak ; bebeklik dönemi, çocukluk dönemi, ergenlik dönemi ,yetişkinlik dönemi ve yaşlılık dönemi. Bu dönemlerde insanın kişiliğine anlamlar katan vasıflar oluşur. Bu bağlamda kişinin yetişkinlik dönemine kadar nerede nasıl hangi şartlarda ne zaman neler yaptığı nelerle karşılaştığı hangi vasıfta insanlarla zaman geçirdiği karakterin gelişiminde çok önemli rol oynar.

      Kişi eğer ki yetişkinlik dönemine kadar rasyonel bir şekilde yetiştirilmemişse topluma entegre olabilme ve toplumda kabul edilebilme sorunlarıyla karşı karşıya kalır. Bu sorun hayatın her alanında ortaya çıkar. Böyle insanların eylemlerini uygulamada bilinçsiz hatalar yapması kaçınılmazdır. Deneyim, kısmen, idrak edilmiş ve tekrarlamama gücü gösterilebilmiş hatalarla edinilmiş bir birikimdir. Hata ise, varlığın bir alandaki görgü ve deneyim eksikliği sonucunda yaptığı bir harekettir. Dolayısıyla varlık için yapılması olası hataların sayısı, varlığın sözkonusu alandaki görgü ve deneyiminin artmasına paralel olarak azalır. Bu, bir doğa yasası gereğidir. İnsan için, hata olasılığının sıfır olduğu, hatanın var olmadığı bir yaşam mevcut olsaydı, buna ruhsal tekamülü sağlaması bakımından, bir deneyim yaşamı denemezdi ve böyle tekdüze (monoton) bir yaşam insana tekamül olanağı sağlayamazdı.

     Öyleyse  Ağaç yaş iken eğilir.

     Bu atasözü gerçekten çok anlamlıdır.




     Mesela bazı insanlar vardır ki etrafındaki bilgeler kendisini uyguladığı metodun yanlış olduğu konusunda uyarır ama kişi bildiğini uygulamaktan yana karar kılar ve yanlışı yaşayarak görmek ister. Unutmayalım ki bazen hataların telafisi olmayabilir. Deneyimli tecrübeli insanların ögütlerine kulak vermek kişinin yararınadır.

     Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın, çocuk yaşlarda öğrendikleri bilgi ve davranışların, ilerde onlarda kalıcı etki yapacağını kesinlikle aklımızdan çıkarmamalıyız. Küçük çocuklar mutlaka küçük yaşta eğitilmelidirler. Bu yaşlarda işlenmeye, her türlü bilgiyle donatılmaya elverişlidirler.
Zaman geçip de büyüdükçe eğitilmeleri zorlaşır. Yaşlı insan kolay kolay eğitilmez. Onlar tıpkı kuru bir ağaç gibidirler. Eğilmezler, buna zorlanırlarsa kırılırlar. Bu sebeple onlara yeni bir davranış kazandırmak imkânsız gibidir.

Cihan ANDİÇ

     

Friday, April 20, 2012

Duygusal Zekanın Başarıyla İlişkisi

                                             
 Duygusal Zeka ;
Duygusal zeka veya yaygın İngilizce ifade edilişiyle EQ (Emotional Quotient), bir insanın kendisine veya başkalarına ait duyguları anlama, sezinleme, yönetme ve yönlendirme yetisi, kapasitesi ve becerisinin ölçümünü tanımlamaktadır.
        
  •   Bakın duygusal zekasını harekete geçiren iki insanın elde ettiği sonuç ;


       Roma'da dunyaca unlu San Pietro Kilisesi'nde buyuk bir pazar ayini... Gorkemli bir dinsel toren.. Papa bile katiliyor. Koskoca meydan mahser yeri gibi..Kilisenin ici de dısı da tiklim tiklim..
Bu arada kilise kapisinda iki adam ozellikle dikkati cekiyor...Ikisinin de boynunda kocaman birer levha asili..Birinde " Ben koyu bir Hristiyanim ,lutfen bana yardim ediniz " yazili.
Otekinde ise sadece " Ben koyu bir Yahudiyim " yaziyor. Tabii ki kiliseden cikanlar Hristiyan oldugunu ifade eden adama yanasiyorlar ve ellerini ceplerine atip comertce bir seyler veriyorlar.
Yahudi oldugunu ifade eden adamda ise siftah yok.
Bu arada kiliseden cikan iyi niyetli biri "Yahudiyim " yazisi tasiyana sokuluyor. " Bana bak kardes " diyor , "..durustluk iyi bir sey ,ama binlerce Hristiyan kiliseden cikarken , senin Yahudi oldugunu boyle aleni olarak ifade etmen kanimca hic de akillica bir hareket degil.
Bak kimse sana para da vermiyor zaten.. Bence cikar o yaziyi boynundan , sen de su Hristiyan gibi..." deyince , boynunda "Yahudiyim yazili adam " Hristiyanim " yazili olana donup sesleniyor:
- Heey !.. Salamon !.. Herife bak be !.. Gelmis bize ticaret ogretiyor..

 

Sunday, April 15, 2012

Başarı Kesinlikle Bir Şans Değildir



      Hayat biz istesekte istemesekte belirsizdir ve hayatı çekici kılan bu belirsizliktir. Başarılı olmak insanın kendi insiyatifine bağlı bir konudur ve yine insan beklentisi kadar mutlu olur. Yeterince kendinize güven duymadığınızda başkalarının anlattıklarına inanmaya muhtaç olursunuz. Yapılan araştırmalar başarılı insanların ortak özellikleri olduğunu ve bu özellikler sayesinde başarılı olduklarını ortaya koymuştur.

       Hiç kimse tembel değildir. Sadece onu harekete geçirecek esin kaynağını bulamamıştır. " Tony ROBBINS " .

       Başarmanın yolları şu ilkelerden ve uygulamalardan geçer ;
  • Her zaman ileriyi düşünün. Hiç bir işinizi şansa bırakmayın. Mesela meslek seçiminde Avrupa`da meslek seçimi için bilgi edinmeye 11 yaşında başlanmaktadır. Doğru seçimler size mutlu bir hayat ve verimli bir iş yaşamı ortaya çıkarabilir.
  • İşlerinizi yaparken tutarlı ve düzenli olmaya gayret gösterin.
  • Başarılı olacağınıza inanın. Siz başarınıza inanmazsanız size kimse inanmaz.
  • Sorunlardan kaçmayın, sorunlarınızla yüzleşin.
  • Kendinizi tanıyın yeteneklerinizi bilin ve kendinizi değerlendirirken duygusal olmayın.
  • Kendinizi başkalarıyla değerlendirmeyin.
  • Yaptıklarınıza sahip çıkın. Başkalarının sizin eserlerinize sahip çıkmasına izin vermeyin.
  • Ne istediğinizi ve hedefinizin ne olduğunu iyi belirleyin.
  • Hiç bir şeyden korkmayın. Kendinize güvenmesini öğrenin.
  • Dinlemek alışkanlığını kazanın ve az konuşup çok dinleyin.
  • Spor yapın ve beslenmeye önem verin.
  • İşinize ve derslerinize önem verin.
  • Başarı insanların hayat hikayelerini okuyun ve ortak noktalarını analiz edin.
  • Kararlarınızı eyleme geçirmekte geç kalmayın.
  • Sonuç odaklı çalışın ve yılmayın. Kazanmak için çaba sarfedin.
        Şunu söylemeliyim ki ; Başarı kesinlikle bir şans değildir. 

Cihan ANDİÇ

Sunday, April 8, 2012

Burjuvalıların Kapitalist Vizyonu Gelişen Stratejiler ve Değişen Dünya Düzeni







     20. yüzyılın yarısından bugüne kadar yaşamış olduğumuz doğal afetlerin ve ekonomik krizlerin arkasındaki en önemli faktör dünyadaki burjuva kesiminin bitmek tükenmek bilmeyen daha fazla kar elde etme arzusu, daha fazla servet sahibi olma hırsı, bu hırsın neticesinde oluşan açgözlülük duygusu ve bu duygunun burjuvaya aldırmış olduğu acımasız kararlar alınan kararlarla ortaya koydukları eylemler ve sonucunda dünya genelinde emekçilerin yaşam mücadelesi günden güne zorlaşmaya başlamıştır. Özellikle makina sanayisi alanında teknolojinin gelişmesi fabrikaları genel giderleri asgari seviyelere indirme, daha az kalifiyesiz işçi gideri ve daha yüksek kapasiteli üretime ulaşma amacıyla makine portföylerini modernize etmeye teşvik etmiştir.

     Sosyal, ekonomik, politik, kültürel alanda dünyada esen değişim rüzgarları : devletleri, işletmeleri ve bireyleri hızla etkisi altına alarak yeni bir dünya düzeninin kurulmasına yol açmıştır.  


      II. dünya savaşından sonra sanayideki yeni devrimler, 20. yüzyılda Avrupa ve Amerika`da yeni teknolojik buluşların üretime olan etkisi bu gelişmelerin de Avrupa ve Amerika`da sermaye birikiminin arttırmasını sağlamıştır. Özellikle son yıllardaki yabancı sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ile beraber ağırlıklı olarak gelişmiş ülkelerin makro şirketlerinin sermayelerini gelişmekte olan ülkelerde yeni yatırımlara dönüştürmesi ile başlayan küreselleşme çılgınlığı şirketlerin globalleşmesini hızlandırmış ve liberal ekonomilerin boyutunu değiştirmiştir. Öyleki bu süreçte çok uluslu şirketlerin sahip olduğu sermaye gücü, know-how birikimleri, pazarlama bütçeleri ve gereksede kurumsal yönetim anlayışları kimi ulusal şirketlerin ve büyük ölçekte de local şirketlerin sektördeki rekabet etme gücünü zorlaştırmıştır.

     Özellikle Avrupa birliğine sonradan katılmış ekonomisi gelişmekte olan doğu, kuzey ve güney Avrupa ülkelerine yatırım yapan çok uluslu şirketler sektördeki yerel rakipleri rekabette büyük ölçekte zorlamış bu süreçte rekabete gücü yetmeyen, değişemeyen ve değişen dünya düzenine göre doğru yapılanmaya gitmeyen kimi ulusal şirketin küçülmesine birçok local şirketinde batmasına sebep olmuştur. Yine kimi ulusal şirketler aldıkları devasal teklifleri kabul etme yoluna gidip sektördeki yarıştan çekilmişlerdir.

     Bu bağlamda gelişmekte olan ülkelerdeki pazarların çoğu tekelleşmiş yada tekelleşme sürecine girmiştir.


Cihan ANDİÇ